YARIN, GERİ KALAN ÖMRÜMÜN İLK GÜNÜDÜR (ARKADAŞLAR YORUM YAZARSANIZ SEVİNİRİM)

felyesof

  • 6/1/2008 - şaka(video)
  • Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 5/7/2007 - Gelinlikler Neden Beyazdır
  • Kategori: genel kultur

    Çocuk annesine sormuş: 'Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?' Annesi cevaplamış: 'Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.' Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?'

    Eski Roma'da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

    Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

    Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

    Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

    Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

    Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.

    Kaynak:genelkültür

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 23/2/2007 - Malrboro Efsanesi
  • Kategori: efsane

     Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri çok kötü gidiyomuş. Şirket iflasın eşiğindeyken bi adam gelmiş, “Satışları bir ayda 3 katına çıkarırım ama bunun karşılığında da şirketin yarısına ortak olurum. Yok çıkaramazsam ömrümün sonuna kadar fabrikada bedava tütün sararım” demiş.

     Malbora’nın sahipleri zaten çıkmaz sokaktaymış, “Bi haftaya kalmaz batıcaz, kaybedicek neyimiz var ki” diyerek kabul etmişler teklifi. Adamın bunlardan tek isteği binlerce boş Malbora kutusuymuş. Zaten depoda milyonlarcası varmış, talebini karşılamışlar hemen. Sonra bizimki bütün paketleri tek tek ezmiş ayağıyla, gece 12’den sonra da hepsini uçaktan bütün Amarika’nın üstüne atmış.

     Sabah millet uyanınca bi bakmış ki her tarafta boş malbuş kutuları. “Yav, bu sigara bu kadar çok içildiğine göre vardır bi hikmeti” diyerek tekel bayilerine akın etmişler. Şirket o ay 3 değil 5 katı satış yapmış. Taabi bizim adam da şirketin yarısına ortak olmuş. O kişi de Philip Morris’in ta kendisiymiş

    Kaynak:efsaneler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/2/2007 - Aşk ve Fedakarlık
  • Kategori: ask sevgi

    Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz degneği ve el yordami ile otobüse binmişti.
    Şöför : Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.
    Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir hava subayi idi. Bundan birkaç ay önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla göremeyecekti.
    Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar cesaret verecekti.
    Günler geçiyordu. Kadin her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu. Esinin bu içine kapanik,karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasinda kayboluyordu.
    Bütün gün düsündü koca nasil yardim edebilirim güzeller güzeli esime. Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu acti.
    Karisi dehsetle gözlerini acti.Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi.
    Kocasi ona destek olacagini her sabah ise onu kendisinin birakacagini ve aksam alacagini ve ona çok güvendigini söyledi. Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu.
    Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve onu kirmak istemiyordu.
    Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi karisi eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu , kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti.
    Aksam karisina: Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi,. Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi. Kocasi israr edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.
    Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu ..
    Günler günleri kovaladi hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför :
    - Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi.
    Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden , diye sordu.
    Soför, - Çünkü her sabah sizin arkanizdan bir hava subayi genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücük yollayip size her gün sevgiyle el salliyor , dedi."

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/2/2007 - SENCE BAŞLIK NE OLMALI
  • Kategori: oyku

    Ayni kalp rahatsizligindan ayni kaderi paylasan iki yasli adam ayni odayi da paylasiyorlardi. Tek fark biri cam kenarinda biri duvar dibinde yatiyordu. Cam kenarindaki yasli adam her gun camdan bakarak arkadasina disarisini anlatirdi.

    -"Bu gun deniz sakin, yine hafif ruzgar var sanirim cunku uzaktaki teknenin yelkenleri ruzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salincak dolu iki salincak bos, dunku sevgililer yine geldi, ayni yere oturup konusmaya basladilar. el ele tutustular, ne kadar da yakisiyorlar birbirlerine. Erguvan agaclari ne guzel acmis her yer mor bir renk almis, erik agaclarida beyaz cicekleriyle onlara eslik ediyor. Denizin uzerindeki martilar bu gunku yemlerini ariyorlar, ne guzel de daliyorlar suya"


    Gunler boyle gecip gidiyordu ta ki cam kenarindaki yasli adam kalp krizi gecirene kadar, iste o anda duvar kenarindaki adam dusmeye bassa kurtaracakti arkadasini ama seytana uydu, bunca zamandir sadece dinleyebiliyordu, artik gorebilirdi de, iste iste bunun icin dugmeye basmadi ve hemsireyi cagirmadi. Ayni kaderi paylastigi kisiyi olume gonderdi, ama o bunu hakli bir savunma oldugunu dusunuyordu.

    Ertesi gun hasta bakicilar olen yasli adamin yerine kendisini koymaya gelmislerdi. Hemen yataginin yerini degistidiler. Iste o gunlerdir bakmak istedigi manzarayi nihayet gorebilicekti. Basini kaldirdi ve bakti...
    Gordugu sey simsiyah bir duvardi...

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/2/2007 - Adidas Puma Savaşı
  • Kategori: efsane

    İkinci Dünya Savasi'nin hemen öncesinde Almanya'da bir kasabada iki kardes ayakkabi yapip satmak üzere bir atölye açarlar; Adolph ve Rudolph Dassler.
    Savas sonrasi Adolph, Rudolph'a artik birlikte çalismak istemedigini, kendine ayri imalathane açacagini söyler. Rudolph saskindir. Ufacik kasabada iki kardes ayri imalathanelerde rekabet edeceklerdir.
    Kardesine bunun mantikli olmayacagini, bu ufak kasabada zaten insanlarin sayili ayakkabi satin aldiklarini, ikisinin birden iflas edecegini söylese de Adolph bu uyariyi dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabi imalathanesi açar.
    Gerçekten de aralarinda kiyasiya bir rekabet baslar. Rekabetleri dogduklari kasaba sinirlarini dahi asar. Iki kardes ayrildiktan sonra birbirlerine küsmüslerdir ve Adolph 1978 yilinda öldügünde tam 29 yildır darginlardir.
    Bugün iki firmanin genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch'tadir. Adolph Dassler'in ayakkabi sirketinin adi ADIDAS, Rudolph'un ki ise PUMA'dir.

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/2/2007 - Nazi Yenilgisi
  • Kategori: efsane

    İkinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar Nazi Almanya'sının üstün tank gücü karşısında çok zor zamanlar geçiriyormuş. Zeki bir Rus subayı ortaya bir proje atmış. Plana göre orduda görev yapan köpekler, Nazi tanklarına saldıracak kamikazeler olarak eğitilecekmiş. Anti-tank patlayıcılar taşıyan bu köpekler, Nazi tanklarının en savunmasız yeri olan altına doğru koşacaklarmış. Tankın altına girer girmez de sırtlarını tankın tabanına vurup, mayın benzeri patlatma mekanizmaları olan bombalarla tankları etkisiz hale getireceklermiş.

    Hitler, Rusya'ya tank birlikleriyle girme emri verdiğinde, aylarca eğitilmiş olan köpekler savaş için hazır durumdaymış. Rus generaller, savaşın gidişatını değiştirecek gizli silahlarıyla Nazi tanklarını bekliyorlarmış. Uygun bir ovada Rus tankları ile Nazi tankları karşı karşıya gelmiş. Ruslar, kamikaze köpekleri savaş alanına göndermiş. Ancak köpekler, Rus tanklarıyla Nazi tanklarının farkını anlayamadıklarından, önlerine çıkan tankın altına girip patlatmaya başlamışlar.

    Maalesef Rus tankları köpeklere daha yakın olduğu için Rus birliği ağır kayıplar vermiş. Sonuçta Ruslar geri çekilmeye başlamış. Naziler ne olduğunu anlayamamış ama kaçan düşmanı takibe başlamışlar. Hitler'in sonunu getiren ve Nazi ordusunun kış şartlarında Rus steplerinde kalakalmasını sağlayan geri çekilme taktiği böyle gerçekleşmiş. Rusların savaşı kazanmasını sağlayan bu taktik, aslında büyük bir askeri gaf olduğu için devlet sırrı olarak saklanan bu olay yüzünden mecburen uygulanmış.

    Kaynak:efsaneler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/2/2007 - Sonsuzu İstemek
  • Kategori: efsane

    Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan Sabuncuoğlu'nu, özellikle üniversiteyi Ankara'da okuyanlar iyi bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir hocadır. Öğrencilerinden biri Hoca'nın sınavından 59 almış. O okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı varmış. Hocadan, o 1 puanı istemeye karar vermiş. Sabuncuoğlu'nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış. İçeriden boğuk bir "Gir" sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış. Hoca odada, saçı başı dağılmış, konsantre bir biçimde çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, "Hocam, durumum böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı" falan diye kekelemiş.

    Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında karatahta da eksik değil tabii. "Al şu tebeşiri. Bir sayı doğrusu çiz" demiş. Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. "Şimdi bana 59 ve 60'ın yerini göster" demiş. Oğlan göstermiş. Hoca bu kez, "59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?" diye sormuş. Bizimki, Sabuncuoğlu'nun, istediği o 1 puan için sözlü yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve "Sonsuz, hocam" cevabını vermiş. Hoca gülümsemiş, "Afferin evladım, bildin" demiş. Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu, masasının başına dönerken "Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu istiyorsun. Bunu sana kimse veremez" demiş.

    Kaynak:efsaneler

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 5/2/2007 - Dünyadaki Saçma Yasalar
  • Kategori: haber

    İngiliz savcı David Crombie, dünyanın en "akılalmaz" yasalarını araştırdı. Çalışması, Türkiye'de "Dünyanın En Absürd Yasaları" adıyla Yakamoz Yayınevi tarafından yayınlanan Crombie'nin araştırmasına göre bazı ilginç yasalar şöyle:
          - İngiltere'de içki ruhsatı bulunan pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak.
          - Kadınların toplu taşıma araçlarında çikolata yemesi, on yaşından küçük çocukların çıplak vitrin mankenlere bakması, milletvekillerinin avam kamarasına kurşun geçirmez yelekle girmesi ve otobüste uyuyakalmak da yasak.
          - Danimarka'da hapishaneden kaçmaya çalışmak suç değil.
          - Fransa'da rayların üzerinde öpüşmek yasak.
          - Sabah sekiz ile akşam sekiz saatleri arasında radyolarda çalan şarkıların yüzde 70'inin Fransız bestecilere ait olması şart. Domuzlara Napolyon adının verilmesi de suç.
          - Hollanda'da pazar günleri bira ve şarap satmak, nehir olmamasına rağmen nehrin setlerini aşmak yasak.
          - İtalya'da etek giyen erkekler, suç işlemiş sayılıyor. Kamuya açık yerlerde yemin etmek, tokat atmak, Mary adındaki kadınların fahişelik yapması da yasaklar arasında.
          - İzlanda'da tabelasında yazması koşuluyla sahte doktora izin veriliyor.
          - İskoçya'da bir ineğin yanında sarhoş olmak yasak.
          - İsviçre'de pazar günleri çamaşır asılamıyor, araba yıkanamıyor, çim biçilemiyor. Apartmanlarda gece ondan sonra sifon çekilemiyor.
          - Avustralya'da çocukların sigara satın almaları yasakken, içmelerine ilişkin yasaklayıcı bir madde bulunmuyor.
          - Çin'de bir insanı boğulmaktan kurtarmak, o kişinin kaderini değiştirmek anlamı taşıdığından yasak.
          - Tayland'da iç çamaşırı giymeden sokağa çıkma yasağı bulunuyor. Çiğnediği sakızı yere atanlardan ise 600 dolar ceza alınıyor.
          - Kanada'da ordu yürüyüşünü yavaşlatanlara ise 300 dolar para cezası kesiliyor.
          - ABD'de California eyalet yasalarına göre, kadınların sabahlıkla araba kullanmaları ve otel odalarında portakal soymak yasak.
          - Los Angelas'ta ise, erkeklerin karısını deri kemerle dövme hakkı bulunuyor. Ancak kemerin kalındığı en fazla 5 santimetre olmak zorunda.
          - Hawai'de ise kulakta para taşımak, Louisiana'da bir insanı ısırmak suç.
          - Louisiana'da yeni çıkan bir yasaya göre, anaokulundan liseye kadar tüm öğrenciler öğretmenlerine "bayım" ya da "hanımefendi" demek zorunda.

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 2/2/2007 - Keşke
  • Kategori: siir

     

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    insan her şeyin ölçüsüdür

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • nesimcinar@hotmail.com
  • nesimcinar@mynet.com
  • mynet
  • tubitak
  • şiir
  • bilimfeneri
  • devletim
  • google
  • beşiktaş
  • galatasaray
  • fenerbahçe
  • diyarbakırspor
  • trabzonspor
  • oyun
  • iddaa
  • bilgi yarışması

    Kategoriler

  • ask sevgi
  • bilgisayar
  • bilim
  • biyoloji
  • e-kart
  • efsane
  • felsefe
  • fikra
  • futbol
  • genel kultur
  • haber
  • haftalik bilimsel
  • komik
  • odev
  • oss
  • oyku
  • resim
  • siir


  • NTV - Güncel Haberler
    NTV - Spor Haberleri
    Günlük Burç
    Sitem Hakkında
    Sitemi Nasıl buldunuz

    Çok Kötü
    Kötü
    Normal
    İyi
    Çok İyi


    Şu Andaki Durum
    Sayfa: 1 - Toplam: 6
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa




    İNSAN HER ŞEYİN ÖLÇÜSÜDÜR

    >